GÜVERCİNİN DİNİMİZDEKİ DESTANLARI

  • 02/03/2016

GÜVERCİN DESTANLARI

Tarihî metin incelemeleri, literatüre kazandırılmış değerli çalışmaların tahlili ve onların belirli ölçütler temelinde değerlendirilmesi yönüyle önem arz etmektedir. Geçerli ve güvenilir ölçütler bağlamında irdelenen eserler, bilinmeyen özellikleriyle yeniden ele alınma ve karşılaştırmalı olarak incelenme olanağına sahiptirler. Filolojik çalışmaların temelini oluşturması gereken bu yaklaşım, günümüze değin yapılan eski metin çalışmalarının birçoğunda izlenmiş bir yöntemdir. Çalışmamıza konu edilen ve Kirdeci Ali’ye ait olduğu düşünülen Güvercin Destanı isimli metin de sözü edilen çerçevede ele alınıp değerlendirilmiş ve karşılaştırmalarla ortaya konulmuştur. İslâmî Türk Edebiyatı’nın Anadolu’daki inkişafında, özellikle geçiş dönemi diyebileceğimiz 13-14 ve hatta 15. yüzyıl itibariyle, ortaya konan eserlerin en karakteristik vasıflarını dinî içerikli olmaları teşkil eder (Aslan, 2006: 189). Dinî içerikli metinler arasında yer alan ve Kirdeci Ali’ye ait olduğu düşünülen Gügercin Dâsitanı adlı bir destan vardır. Güvercin Destanı üzerine çeşitli çalışmalar yapılmış ve yapılan çalışmalarda birbirinden farklı metinler ortaya konmuştur. Bu destan, bazı kaynaklarda “Hikayet-i Gügercin” (Kuzubaş, 2008: 304-340), bazı kaynaklarda “Hâzâ Destân-ı Gögercin” (Elçin, 1997: 266- 268), bazı kaynaklarda ise “Hikâyet-i Göğerçin” (Taşğın. Solmaz 2012: 110) isimleri ile geçmektedir. Bu metinlerde beyitler ve beyit sayıları arasında farklılıklar bulunmakla birlikte, muhteva bakımından her biri aynı özelliklere sahiptir.

Muhammet Kuzubaş, çalışmasında ilgili destanın özetini şöyle vermiştir:

“Hikâye-i Gügercin / Güvercin, Hz. Peygamber döneminde yaşandığı rivayet edilen bir olay merkezinde oluşturulmuş bir eserdir. Eser, bir doğan tarafından takip edilen bir güvercinin Hz. Peygamber’in huzuruna gelerek yardım talep etmesiyle başlar. Hz. Peygamber’in kendi etinden kesmek pahasına güvercini kurtarmak istemesi, doğanın bu şartı kabulü, bıçağın Hz. Peygamber’in etini ilâhî ferman üzerine kesmemesi ile devam eder. Sonuçta, güvercinin Cebrail, doğanın da Mikâil olduğu ve Hz. Peygamber’i denemek üzere böyle bir işe giriştikleri anlatılır. Cebrail ve Mikâil, Hz. Peygamber’den şefâat dilerler.” Bu çalışma kapsamında incelenen destanın özeti ise şöyledir: Doğan tarafından avlanmak üzere olan güvercin, Hz. Peygamber’in dizine konar ve ondan canını kurtarması için yardım ister. Üç yavrusu olduğunu ve doğan tarafından avlanılırsa, yavrularının öksüz kalacağını söyler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, doğana güvercini avlamamasını ve ona karşılığında koyun verebileceğini söyler. Doğan, güvercin etinin güzel olduğu gerekçesiyle bu teklifi reddeder. Peygamber bu kez de güvercini bağışlaması koşuluyla, doğana kendi etinden kesip vermeyi teklif eder. Doğan bu teklifi kabul eder; ancak bu kez de Allah’ın emri üzerine bıçak Hz. Peygamber’in etini kesmez. Bu olayın beraberinde anlaşılır ki doğan Cebrail, güvercin ise Mikail’dir ve Peygamber’i sınamak için gönderilmişlerdir. Karşılaştırmalı şekilde ortaya konulan bu çalışmada, ilk olarak önceki tarihlere ait Güvercin destanı metinleri ile tarafımızca ele alınan destan metni karşılaştırılacak, benzerlikler ve farklılıklar tespit edilecektir. İkinci olarak ise, destanın çeşitli açılardan incelenmesine geçilecektir. İncelemede, Meral Demiryürek’in ‘Roman İncelemesinin Teorik Temelleri ve Uygulamaları: Orhan Hançerlioğlu’ adlı çalışmasında ortaya koyduğu Anlatıcı ve bakış açısı, zaman ve mekân, dil ve üslup, karakterler, tema maddeleri esas alınıp eserin edebî değeri tespit edilmeye çalışılacaktır.

Yayımlanan Destanlar Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar Elektronik ortamdaki bazı kaynaklarda da ilgili destan hakkında Dâsîtân-ı Hamâme başlığı altında, bu destanın muhtevası, yazarı ve beyit sayısı hakkında bilgiler verilmiştir. Verilen bu bilgiler, eserin muhtevası ve yazarının Kirdeci Ali olduğu yönünde ortaktır; ancak beyit sayıları arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Söz konusu bilgilerden bazıları şöyledir: “Dâsîtân-ı Hamâme (Kirdeci Ali): 43 beyitlik mucizât-ı Nebevî içerikli dînî-destânî hikâye.” (http://turkiyekulturportali.gov.tr) Güvercin Destanı ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapan Şükrü Elçin’in makalesinde yer alan destanın transkripsiyonlu hali 40 beyitten, Ahmet Taşğın ve Bünyamin Solmaz’ın ortaya koyduğu destan metni 30 beyitten oluşmaktadır. Yine bu destanla ilgili kapsamlı bir çalışma yapan Muhammet Kuzubaş’ın ortaya koyduğu beyit sayısı ise, 32’dir. Bizim elimize geçen, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında bulunan Gügercin Dâsitanı ise, 34 beyittir. İlgili destanlar konu ve içerik bakımından ortak olmakla birlikte, beyitler arasında büyük farklılıklar vardır. Özellikle Şükrü Elçin’in Hâzâ Destân-ı Gögercin başlığı altında ortaya koyduğu ilgili destanın beyitleri, bu çalışmaya konu edilen Gügercin Dâsitanı ile hemen hemen hiçbir benzerlik göstermemektedir. Ancak destana bir bütün olarak bakıldığı anda, muhtevanın benzerliği göze çarpmaktadır. Yine Şükrü Elçin’in ortaya koyduğu destanın 38. beytinde ilgili destan yazarının mahlası geçmektedir. Bunu diyen Gerdagı Ali’dürur Mevlâna Mustafâ’nıng yârıdurur Atıf Efendi Kütüphanesi, Mehmet Zeki Pakalın Koleksiyonu 45/3 numaralı, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında tespit edilen Güvercin Destanı’yla ilgili olarak, Muhammet Kuzubaş’ın ve Ahmet Taşğın ile Bünyamin Solmaz’ın çalışmasını yaptığı metinlerde, bu destanların Kirdeci Ali’ye ait olduğuna dair hiçbir bilgi yer almamaktadır. Şükrü Elçin’in çalışmasını yaptığı destan metninde güvercinin iki yavrusu olduğu bilgisi verilir. (Elçin 1997: 267) Muhammet Kuzubaş (Kuzubaş, 2008: 304-340) ve tarafımızca ortaya konulan metinlerde güvercinin üç yavrusu olduğundan söz edilir. Ahmet Taşğın ve Bünyamin Solmaz’ın (Taşğın. Solmaz 2012: 110-112) ortaya koyduğu metinde ise, güvercinin yavrularının olduğunu bildiren bir beyite rastlanmamaktadır. Çalışmada ele alınan metin, beyit sayısı ve muhteva bakımından Muhammet Kuzubaş’ın ve Ahmet Taşğın ile Bünyamin Solmaz’ın yayımladığı destan metnine benzemektedir. Böyle olmakla birlikte Muhammet Kuzubaş’ın Hikâyet-i Gügercin başlığı altında, Ahmet Taşğın ile Bünyamin Solmaz’ın Hikâyet-i Göğerçin başlığı altında yayımladığı destan metni ile incelemeye tabi tutulan destan metninin beyit sayıları arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Muhammet Kuzubaş’ın yayımladığı destan 32 beyitten, Ahmet Taşğın ile Bünyamin Solmaz’ın incelediği metin 30 beyitten, üzerinde durulan metin ise 34 beyitten oluşmaktadır. Bunun yanı sıra her üç metinde de tamamen aynı olan beyitlerin varlığından söz etmek mümkündür. Her üç metnin 2. beyitinde geçen;

‘Resûl ikindi namazın kılmış idi Du’â idüp el yüze sürmiş idi’ ile Kuzubaş’ın çalışmasının 32, ele alınan metnin 34. beyitinde bulunan ‘Okuyanı yazanı dinleyeni Rahmet ile yargılagıl yâ Gâni’ beyitleri tamamen aynıdır. Bunun yanı sıra tamamen farklı beyitler bulunmakla birlikte, sadece kelime farklılıklarının bulunduğu beyitlerin sayısı da fazladır. Örnekler şu şekildedir: İncelenen metnin 8. beyiti; “Resul aydır gel yenüme gir hemân Çünki geldin bunda iş oldı temam” Kuzubaş’ın yayınladığı metnin 9. beyiti; “Resûl eydür yenüme gir ey hümâm Çünki bunda geldün iş oldu tamâm” İncelenen metnin 11. beyiti; “Ya Resullullah gizleme vir avımı Yohsa hasta kılurum bu cânımı” Kuzubaş’ın 12. beyiti; “Yâ Resûl vir gizlemegil avumı Yoksa kıraram hep kavmini” şeklinde geçmektedir. Ahmet Taşğın ile Bünyamin Solmaz’ın ortaya koyduğu metin ile ele alınan destan metni arasında benzerlikler olduğu gibi birtakım farklılıklar da göze çarpmaktadır. Güvercin Destanı ile ilgili Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’ndeki bilgiler şu şekildedir:

Mevlid kitaplarının sonunda, mesnevi tarzında yazılmış, yazarı belli olmayan Hikâye-i Güvercin, Hikâye-i Kesik Baş, Hikâye-i Deve gibi destanî hikâyeler görülür (s.335). Matbu Mevlidlerin sonuna eklenen Kesik Baş, Geyik gibi hikâyelerden biri de Güvercin’e aittir. Buna göre, (1461 tarihli bir yazma V. M. Kocatürk özel kütüphanesi) bir gün bir güvercin uçup gelerek Hz. Peygamber’e sığınıyor. Kendini kovalayan doğandan yardım istiyor, Hz. Peygamber onu saklıyor. Doğan gelip avını, çocuklarının rızkını istiyor. Hz. Peygamber onun yerine koyun vermeyi teklif ediyorsa da doğan razı olmuyor; bu sefer Peygamber, kendi etinden kesip vermeyi teklif ediyor. Doğan bunu kabul ediyor. Kesmek üzere bıçak getirilince doğan silkinip Cebrail, güvercin de Mikail oluyor, Peygamber’in etini öpüp, onun şefaatini denemek üzere, Allah tarafından gönderildiklerini bildiriyorlar (s.428). Halk arasında halen mevcut olan bazı Mevlid nüshalarında Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ine eklendiği görülen bir kısım menkıbeler incelendiğinde bunların klasik halk hikâyelerine ait özellikler taşıdığı görülmektedir (‘Mevlid’, h.1311). İncelediğimiz bir nüshada “Hikâye-i Geyik, Hikâye-i Güvercin, Hikâye-i Kesikbaş” gibi anlatıların yer aldığı görülmüştür (Taşğın. Solmaz 2012: 105-129). Görüldüğü gibi, kimi kaynaklarda Mevlidlerin sonuna eklenmiş ve yazarı belli olmayan bir hikâye olarak belirtilen Güvercin Destanı, kimi kaynaklarda da Kirdeci Ali tarafından yazılmış, manzum bir destan olarak tanıtılmıştır. Atıf Efendi Kütüphanesi, Mehmet Zeki Pakalın Koleksiyonu 45/3 numaralı, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında bulunan “Güvercin Destanı” (Gügercin Dasitanı), tarafımızca da manzum bir destan olarak değerlendirilmiştir. Ancak önceki bölümlerde de belirtildiği üzere, yazarın Kirdeci Ali olduğuna dair metinde hiçbir iz bulunmamaktadır.

Metnin Edebî Açıdan Değerlendirilmesi Güvercin Destanı’nın nazım birimi beyittir ve 34 beyitten oluşmaktadır. Ölçüsü ise, Fâ’ilâtün/ Fâ’ilâtün/Fâ’ilât kalıbı ile yazılmış olan aruz ölçüsüdür. Eser, dinî içerikli metinler kategorisinde yer alır. Yapı a. Olay Örgüsü: Destanda olayların gelişimini gösteren metin halkaları şunlardır: Doğan tarafından avlanmak üzere olan güvercinin Peygamber’in dizine konup ondan yardım dilemesi, Peygamber’in güvercini kurtarma uğruna, doğana kendi etinden kesip vermeyi teklif etmesi, Doğanın bu teklifi kabul etmesi, Allah’ın emri ile bıçağın Peygamber’in etini kesmemesi, Doğanın Cebrail, güvercinin ise, Mikail olduğunun ve Peygamber’i sınamak için gönderildiklerinin anlaşılması. b. Kişiler Hz. Muhammed, Doğan ve Güvercin’dir. Destan metninin sonunda Doğan ve Güvercin’in, Peygamber’i sınamak için gönderilen Cebrail ve Mikail olduğu ortaya çıkar. c. Mekan Destanda olayın nerede geçtiği konusunda bir bilgi yer almamaktadır.

ç. Zaman Romanda “anlatma zamanı (öyküleme zamanı)” ve “vak’a zamanı” (öykü zamanı) olarak adlandırılan iki zaman söz konusudur. (Demiryürek 2010: 34-35). Güvercin Destanı, “Hz. Peygamber döneminde yaşandığı rivayet edilen bir olayı” anlatır. (Kuzubaş,2008:304-340). Zaman net olmamakla birlikte aşağıdaki beyit ikindi namazından hemen sonra yaşanmış bir olay olduğuna işaret etmektedir. Resûl ikindi namazının kılmış idi Dua idüb el yüz sürmüş idi. d. Tema İlgili destanda tema, Hz. Muhammed’in şefaatidir. e. Dil ve Anlatım Güvercin Destanı Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmıştır. “Kurguya dayalı metinlerde dil ve anlatım ele alınırken üslûp ve anlatı tekniği” konuları ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bir yazarın üslûbunu analiz etmek için, “sentaks, ton, imaj, bakış açısı” kısacası her türlü linguistik özelliği dikkate almaya ihtiyaç vardır. Edebî bir eser “açıklayıcı, hissî, haber verici (jurnalistik), şiirsel (poetik) gibi belirli bir üslûbu yetkin bir biçimde kabul ettirebilir (Demiryürek 2010: 39). Bu bağlamda Güvercin Destanı (Gügercin Dâsitanı)’nın üslûbu şiirsel olarak nitelendirilebilir. Destan 34 beyit olup başlıkla birlikte toplam 335 kelimeden oluşmaktadır. Anlatıcı, üçüncü tekil şahıs konumundadır. “Üçüncü kişili anlatıcı, olayların üstünde ve dışında olmasına rağmen bütün teferruata hâkimdir. Üçüncü kişili anlatılar çoğu kez ilahî anlatıcılarla birlikte kullanılır şekilde veya ilahî bir bakış açısıyla karakterize edilen metinler olarak tanımlanır.” (Demiryürek, 2010: 42). Sonuç Dinî içerikli metinler arasında yer alan ve Kirdeci Ali’ye ait olduğu düşünülen Gügercin Dâsitanı, kimi araştırmacılar tarafından mesnevî tarzında yazılan ve Mevlidlerin sonuna eklenen, yazarı belli olmayan bir hikâye olarak, kimi araştırmacılar tarafından da Kirdeci Ali tarafından yazılan manzum bir destan olarak nitelendirilmiştir. Bu çalışmada ilk olarak Atıf Efendi Kütüphanesi, Mehmet Zeki Pakalın Koleksiyonu 45/3 numaralı, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında bulunan Güvercin Destanı’nın (Gügercin Dâsitanı) bilinmeyen bir varyantı açığa çıkarılmıştır. Güvercin Destanı üzerine çalışma yapan araştırmacıların ortaya çıkardıkları destan metinleri ile tarafımızca tespit edilen destan metni arasında bulunan benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu metinlerde beyitler ve beyit sayıları arasında birtakım farklılıklar bulunmakla birlikte, muhteva bakımından her birinin aynı olduğu görülmektedir. Bir doğan tarafından avlanmak üzere olan güvercin, Peygamber’e sığınır, Peygamber güvercini kurtarmak için doğana kendi etinden bir parça vermeyi teklif eder ve doğan bu teklifi kabul eder. Ancak Allah’ın emri ile bıçak Peygamber’in etini kesmez ve bunların sonucunda da doğan ve güvercinin aslında Peygamber’i sınamak üzere gönderilen Cebrail ve Mikail melekleri olduğu anlaşılır. Çalışmanın ikinci kısmında ise, Güvercin Destanı, Meral Demiryürek’in Roman İncelemesinin Teorik Temelleri ve Uygulamaları: Orhan Hançerlioğlu isimli çalışmasında ortaya koyduğu ‘Anlatıcı ve bakış açısı, yapı, zaman ve mekân, dil ve üslup, karakterler, tema vb.’ açılardan ele alınarak metnin edebî değeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Birinci, ikinci ve üçüncü beyitler, ilgili metnin giriş bölümünü yansıtan örnekler olarak aşağıda verilmiştir:

Resûl ikindi namazının kılmış idi Dua idüb el yüz sürmüş idi. Sağ başda geldi bir gügercin uçar Kondu resûlün dizine yaşlar saçar Dördüncü beyitten yirmi üçüncü beyte kadar olan kısım metnin gelişme bölümüdür: Yâ resûllallâh şefâat eyleňüz Ol togan gelürse beni gizleňüz (…) Ḫiṭâb indi bıçaġa kesme etin Keseriseň alır ziliň berâtin Yirmi dördüncü beyitten otuz dördüncü beyite kadar olan kısım ise sonuç bölümüdür. Olayın doruk noktası, yirmi ikinci beyitte başlamakta ve yirmi beşinci beyitten itibaren olaylar çözüme kavuşmaktadır.

Atıf Efendi Kütüphanesi, Mehmet Zeki Pakalın Koleksiyonu Numara 45/3’te bulunan, Destanlar ve Gazeller isimli yazma eserin 1a, 1b ve 2a numaralı sayfalarında tespit edilen

Gügercin Dâsitanı:

Gügercin Dâsitanı

(Fâ’ilâtün/ Fâ’ilâtün/Fâ’ilât)

Hak resûlünden rivayetdir haber

Gör ne buyurmuş resûl ü peygamber

Resûl ikindi namazının kılmış idi

Dua idüb el yüz sürmüş idi.

Sağ başda geldi bir gügercin uçar.

Kondu resûlün dizine yaşlar saçar

Yâ resûllallâh şefâat eyleňüz

Ol togan gelürse beni gizleňüz

Üç gün oldı bir togan kovar beni

Canım almaġa kast ider beni

Gizler iseň gizle şimdi gelür

Üç yavrım var yâ resûl öksüz kalur.

Gizlemezseň destûrunla uçayım

Yüce yüce dağlara kaçayım.

Resûl aydır: gel yeňüme Gir hemân

Çünki geldin, bunda iş oldı tamâm

Çün gügercin girdi resûl yeňine

Sen bak imdi Teňriniň takdirine.

İndi ol saat hevâdan bir togan

Yeri göğü ditredüb kılur figân.

Yâ resûlallah gizleme vir avımı

Yohsa hasta kılurum bu cânımı.

Bunca gündur kim hevâda uçarım

Durmayub eyleňmeyüb gezerim.

Ol benim avımdır gizlemegil

Ben kayuser degilim yüzlemegil

Resûl aydır: koyun vireyim saňa

Tek baġışla bu gügercini baňa.

Togan aydır: biň koyun vir almam,

Bir gügercin dadınıň anda bulmam.

Ol benim avımdır virgil anı.

Bu (okunamadı) eline almaġıl ol altı kanı

Altı yavrum var uçarım bakarım yola

Pes anı terk eylemek nice ola.

Resûl aydır: âdem eti datludur,

Sözüm işit söz işlemek kutludur.

Kendü etimden kesüb virem saňa,

Tek baġışla bu gügercini baňa.

Razı oldı togan işbu kavle

Kim resûlüň etin alub savula.

Togan bakar idi işbu işlere

Hem resûl düşmüşdi teşvişlere.

Destur oldı bıçaġı getürdiler

Sahabeler kaygulı oturdılar.

Ḫiṭâb indi bıçaġa kesme etin

Keseriseň alır ziliň berâtin

Urdı bıçak ol mübarek teniňe

Kesmedi bırakdı anı yanıňa.

Kesmedi çünki tenini ol bıçak

Nice kessüň kesme didi ana hak

Ol gügercin silkünüb Mikâil oldu

Ol togan silkünüb Cebrail oldu.

Ol arada ikisi ağlaşdılar.

Resûlün ayağına düşdiler.

Ayıtdılar kim sensin aher ol ḥabib

Hem olursun cümle dertlere ṭabib.

Olmasaydıň yaradılmazdı felek

Ne beşer yaradılırdı ne melek.

Sensin ahir ins ü cinîň serveri

Ol celîniň sevgili peygamberi

Biz senin yüçlü olduğunu bilmiş idük.

Hem şefâatine sığınıb gelmiş idük.

Mevlâna Ahmet hürmetine sende

Ger hazırlar muradına

Temâm hatm olsun bu arada kelâm

Vir salâvatı Mustafa’ya vesselâm.

Ohuyaňı dinleyeňi yazaňı

Rahmetiňle yargılaġıl yâ ġani.